İKAME ARAÇ VE KAZANÇ KAYBINDA “MAKUL SÜRE” SINIRI AŞILIYOR

İKAME ARAÇ VE KAZANÇ KAYBINDA “MAKUL SÜRE” SINIRI AŞILIYOR
Araçların arıza veya hasar nedeniyle uzun süre serviste kalması, araç sahipleri açısından ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır. Özellikle ticari araçlarda tamir süresince aracın kullanılamaması doğrudan kazanç kaybına, hususi araçlarda ise ikame araç bedeline sebebiyet vermektedir.
Uzun yıllar boyunca yargı uygulamasında hâkim olan görüş ise, bu zararların yalnızca bilirkişi tarafından belirlenen “makul tamir süresi” ile sınırlı olarak tazmin edilebileceği yönündeydi. Başka bir ifadeyle aracın fiilen daha uzun süre serviste kalması, örneğin yedek parça teminindeki gecikmeler veya servis yoğunluğu gibi nedenlere dayansa dahi, makul süreyi aşan kısım için tazminat talepleri çoğu zaman reddediliyordu.
Ancak son dönemde verilen kararlar, bu katı yaklaşımın önemli ölçüde değiştiğini göstermektedir.
Nitekim Yargıtay 11. HD., 2025/4441 E., 2026//1451 K. Sayılı kararında; garanti kapsamındaki bir aracın motor arızası nedeniyle toplam 225 gün serviste kaldığı, bilirkişice makul onarım süresinin 60 gün olarak belirlendiği, buna rağmen aracın 165 gün daha serviste beklediği tespit edilmiştir.
İlk derece mahkemesi makul süreyi aşan 165 günlük dönem için ticari kazanç kaybına hükmetmiş; karar istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek Yargıtay tarafından onanmıştır. Bu yaklaşım zarar görenin kusurunun bulunmadığı durumlarda, fiili mahrumiyet süresinin esas alınabileceğini göstermesi bakımından emsal niteliktedir.
Benzer bir değerlendirme İstanbul BAM 3. HD., 2024/3666 E., 2025/1792 K. Sayılı kararında da yapılmıştır.
Somut olayda araç 157 gün serviste kalmıştır. Yedek parçaların yurt dışından temin edildiği savunulmuş; ancak Bölge Adliye Mahkemesi yalnızca bu savunmayla yetinilemeyeceğini, parçanın ne zaman sipariş edildiği, normal temin süresinin ne olduğu ve servisin gerekli özeni gösterip göstermediği araştırılmadan karar verilemeyeceğini belirtmiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak dosyanın yeniden bilirkişi incelemesi yapılmak üzere geri gönderilmesine karar verilmiştir.
Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, “makul tamir süresi”nin her olayda kesin ve değişmez bir üst sınır olarak kabul edilmediği görülmektedir. Araç sahibinin gecikmede herhangi bir kusuru bulunmuyorsa ve aracın uzun süre serviste kalması servis, üretici veya parça temini sürecinden kaynaklanıyorsa, makul süreyi aşan dönem bakımından da zarar talep edilmesi mümkün hâle gelebilir. Ticari araçlar yönünden bu zarar kazanç kaybı olarak ortaya çıkarken, hususi araçlarda ikame araç bedeli gündeme gelebilecektir.
Dolayısıyla aracınız uzun süre serviste kaldığı için gelir kaybına uğradıysanız veya bu süreçte ikame araç kullanmak zorunda kaldıysanız güncel yargı kararları ışığında yalnızca bilirkişinin belirlediği makul süreyle sınırlı kalmaksızın, fiilen uğradığınız zararların da tazmini gündeme gelebilecektir.
İletişim Formu
YASAL UYARI
Bu sitede bulunan her türlü bilgi, yazı ve yapılan açıklamalar 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği’nin meslek kuralları bağlamında bilgilendirme amaçlı olup reklam amacı taşımaz. Bu nedenle, haksız rekabet yaratıldığı şeklinde yorumlanmamalıdır. Ziyaretçiler ve Müvekkillerin, Sitede yayımda olan bilgiler nedeniyle zarara uğradıkları iddiası bakımından Hukuk Büromuz herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir.









