TENKİS DAVASI NEDİR? SAKLI PAYI İHLAL EDİLEN MİRASÇI NE YAPABİLİR?

TENKİS DAVASI NEDİR? SAKLI PAYI İHLAL EDİLEN MİRASÇI NE YAPABİLİR?
Miras bırakan, kural olarak malvarlığı üzerinde sağlığında veya ölümünden sonra hüküm doğuracak şekilde tasarrufta bulunabilir. Ancak bu tasarruf özgürlüğü sınırsız değildir. Türk Medeni Kanunu, bazı mirasçıların miras hakkının belirli bir bölümünü “saklı pay” olarak koruma altına almıştır. Miras bırakanın yaptığı bağışlamalar, mal devirleri veya ölüme bağlı tasarruflar sonucunda bu payın ihlal edilmesi halinde saklı paylı mirasçı, tenkis davası açarak hakkının korunmasını talep edebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 560. Maddesinde düzenlenen tenkis davasının gayesi, miras bırakanın yaptığı tasarrufu bütünüyle geçersiz kılmak değildir. Tasarruf edebileceği yasal sınırı aşan kısmı törpüleyerek saklı payı koruma altına almaktır.
Saklı Paylı Mirasçılar Kimlerdir?
Her yasal mirasçının saklı payı bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 506. maddesine göre miras bırakanın altsoyu, anne ve babası ile sağ kalan eşi saklı paylı mirasçıdır. 2007 yılında yapılan kanun değişikliğinden bu yana kardeşlerin saklı payı bulunmamaktadır. Dolayısıyla yalnızca yasal mirasçı olmak, tenkis davası açabilmek için yeterli değildir.
•Altsoy için yasal miras payının yarısı,
•Üstsoy için her birinin miras payının dörtte biridir.
•Sağ kalan eş için birlikte mirasçı olduğu zümreye göre oranı değişmektedir:
Altsoy veya üstsoy ile birlikte mirasçıysa yasal miras payının tamamı,
Diğer durumlarda ise yasal miras payının dörtte üçü
Saklı pay olarak düzenlenmiştir.
Miras bırakan, saklı payların dışında kalan malvarlığı üzerinde serbestçe tasarruf edebilir. Bu nedenle örneğin iki çocuğundan birine sağlığında taşınmaz devretmesi veya malvarlığının bir kısmını vasiyetname ile üçüncü kişiye bırakması tek başına işlemi hukuka aykırı hâle getirmez. Öncelikle terekenin bütünü, mirasçıların yasal ve saklı payları ile yapılan kazandırmalar birlikte değerlendirilerek gerçekten bir saklı pay ihlali bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Hangi İşlemler Tenkise Konu Olabilir?
Ölüme bağlı tasarrufların yanı sıra miras bırakanın sağlığında yaptığı bazı karşılıksız kazandırmalar da tenkise tabi tutulabilir. TMK m. 565 uyarınca; miras payına mahsuben yapılan kazandırmalar, miras haklarının ölümden önce tasfiyesi amaçlı işlemler, geri dönme hakkı saklı tutulan bağışlar, ölümden önceki bir yıl içinde alışılagelmiş hediyeler dışında kalan bağışlamalar ve saklı pay kurallarını etkisiz kılma kastıyla yapılan işlemler bu gruptadır.
Bununla birlikte miras bırakanın sağlığında yaptığı her mal devri kendiliğinden tenkise tabi değildir. İşlemin karşılıklı veya karşılıksız olması, hangi tarihte yapıldığı ve hangi amaçla gerçekleştirildiği somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Hesaplama yapılırken kanunun öngördüğü bir sıra izlenir. Saklı pay tamamlanana kadar öncelikle ölüme bağlı tasarruflardan indirim yapılır. Bunlar yetersiz kalırsa, kural olarak en yeni tarihli olandan başlanarak sağlararası kazandırmalara geçilir.
Saklı Pay İhlali Nasıl Hesaplanır?
Saklı payın ihlal edilip edilmediğini belirlemek için yalnızca miras bırakanın ölüm tarihinde adına kayıtlı bulunan malvarlığına bakılması yeterli değildir. Öncelikle terekenin net değerini çıkarmak gerekir.
Bu kapsamda miras bırakanın ölüm tarihinde mevcut malvarlığı değerleri, borçları ve tenkis veya denkleştirmeye tabi olabilecek kazandırmalar belirlenir. Gerekli indirimler yapıldıktan sonra net tereke hesaplanır ve her mirasçının yasal miras payı ile saklı payı buna göre tespit edilir.
Yargıtay da sağlıklı bir hesaplama için miras bırakana ait tüm malvarlığının araştırılmasını, tapu ve banka kayıtlarının getirtilerek terekeye dahil değerlerin ölüm tarihindeki karşılıklarının belirlenmesini şart koşar. Yalnızca dava konusu yapılan tek bir taşınmaz üzerinden hesap çıkarma ya da diğer kazandırmaları araştırmama eksik inceleme sayılır.
Tenkise konu malın bölünebilir olup olmadığı da dava sonucunda önem taşıyabilir. Malın bölünmesi hâlinde önemli ölçüde değer kaybı oluşacaksa Türk Medeni Kanunu’nun 564. maddesinde düzenlenen seçimlik haklar gündeme gelebilir ve somut olayın niteliğine göre malın aynen iadesi yerine bedel üzerinden bir tenkis sonucu ortaya çıkabilir.
Zamanaşımı Ve Hak Düşürücü Süreler
Tenkis davasında sürelerin kaçırılmaması önemlidir. TMK m. 571’e göre davanın, mirasçının saklı payının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılması gerekir.
Her halükarda vasiyetnamelerde vasiyetin açıldığı, diğer işlemlerde ise mirasın açıldığı tarihten itibaren 10 yıllık üst süre öngörülmüştür. Bunlar zamanaşımı değil, hak düşürücü sürelerdir. Ancak tenkis talebi dava olarak değil de bir savunma (def'i) olarak ileri sürülüyorsa bu süre sınırlaması uygulanmaz; tenkis def'i her zaman ileri sürülebilir.
Saklı Payı İhlal Edilen Mirasçı Ne Yapabilir?
Miras bırakanın malvarlığının önemli bir kısmını başka bir mirasçıya veya üçüncü bir kişiye devretmiş olması tek başına tenkis davasının kabulü için yeterli değildir. Öncelikle davacının saklı paylı mirasçı olup olmadığı, terekenin gerçek değeri ve yapılan kazandırmalar sonucunda saklı payının gerçekten ihlal edilip edilmediği ortaya konulmalıdır.
Bu süreçte tapu ve banka kayıtları, vasiyetnameler, miras sözleşmeleri ve sağlığında yapılan devirler bir bütün olarak dosyaya sunulmalıdır. Dava, kural olarak kazandırmadan yararlanan kişiye karşı açılır. Bu kişinin mutlaka diğer bir mirasçı olması gerekmez; şartları oluşmuşsa üçüncü kişilere yapılan kazandırmalar da tenkise konu edilebilir.
Dava, miras bırakanın son yerleşim yerindeki Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır.
Sonuç olarak tenkis davası, miras bırakanın malvarlığı üzerindeki serbestisi ile saklı paylı mirasçıların kanuni hakları arasındaki dengeyi sağlar. Saklı paylı mirasçı olmak kendiliğinden bir alacak hakkı doğurmadığı gibi, her mal devri de tenkise tabi değildir. Ancak tereke bütünüyle incelendiğinde saklı payın zedelendiği açıksa, mirasçı kanuni süreleri kaçırmadan dava açarak hakkını talep edebilir.
İletişim Formu
YASAL UYARI
Bu sitede bulunan her türlü bilgi, yazı ve yapılan açıklamalar 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği’nin meslek kuralları bağlamında bilgilendirme amaçlı olup reklam amacı taşımaz. Bu nedenle, haksız rekabet yaratıldığı şeklinde yorumlanmamalıdır. Ziyaretçiler ve Müvekkillerin, Sitede yayımda olan bilgiler nedeniyle zarara uğradıkları iddiası bakımından Hukuk Büromuz herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir.









