Bu sitede bulunan her türlü bilgi, yazı ve yapılan açıklamalar 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği’nin meslek kuralları bağlamında bilgilendirme amaçlı olup reklam amacı taşımaz. Bu nedenle, haksız rekabet yaratıldığı şeklinde yorumlanmamalıdır. Ziyaretçiler ve Müvekkillerin, Sitede yayımda olan bilgiler nedeniyle zarara uğradıkları iddiası bakımından Hukuk Büromuz herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir.
Vergi kayıp ve kaçağının ortaya çıkarılması yalnızca vergi idaresinin yaptığı inceleme ve denetimlerle sınırlı değildir. Bazı durumlarda üçüncü kişiler tarafından yapılan ihbarlar da kayıt dışı bırakılmış gelir veya kazançların tespit edilmesini sağlayabilmektedir. Türk hukukunda, vergi kaybının ortaya çıkarılmasına katkıda bulunan kişilere belirli şartlarla ikramiye ödenmesi uzun yıllardır uygulanan bir sistemdir.
Vergi ihbar ikramiyesinin temel dayanağı, 1931 tarihli “1905 sayılı Menkul ve Gayrimenkul Emval ile Bunların İntifa Haklarının ve Daimi Vergilerin Mektumlarını Haber Verenlere Verilecek İkramiye Hakkında Kanun”dur. Kanunun 6. maddesine göre; yanlış beyan, çift defter veya benzeri yollarla gizlenen vergilerin ihbar edilmesi ve ihbar sonucunda vergi ile cezanın tahakkuk etmesi hâlinde ihbarcı ikramiye talep edebilir. Bu nedenle ikramiye, şartları oluştuğunda idarenin takdirine bırakılmış bir ödül değil, kanundan doğan bir haktır.
Ancak vergi idaresine yapılan her bildirim, kendiliğinden ihbar ikramiyesi hakkı doğurmaz. Burada belirleyici olan, yapılan ihbarın sonradan gerçekleştirilen vergi incelemesine ve ortaya çıkarılan vergi kaybına gerçekten katkı sağlayıp sağlamadığıdır. Başka bir ifadeyle, ihbar edilen husus ile inceleme sonucunda tespit edilen matrah farkı arasında bir bağlantı bulunmalıdır.
Danıştay 3. Dairesinin 02.03.2021 tarihli, 2018/4056 E. ve 2021/1127 K. sayılı kararında da bu ölçüt esas alınmıştır. İhbar edilen konulardan yalnızca tarhiyata yol açan ve inceleme sonucunda bulunan matrah farkıyla bağlantısı kurulan kısım yönünden ikramiye hakkının doğacağı kabul edilmiştir.
Bu karar, ihbar ikramiyesi bakımından önemli bir ayrımı ortaya koymaktadır. İhbarda bulunan kişinin vergi incelemesini bizzat yapması, vergi kaybının miktarını hesaplaması ya da bütün delilleri idareye sunması beklenmez. Buna karşılık ihbarın, vergi idaresinin harekete geçmesini sağlayabilecek ve sonradan bulunan vergi kaybıyla ilişkilendirilebilecek ölçüde somut olması gerekir. Sadece genel ve soyut bir vergi kaçakçılığı iddiasında bulunulması her durumda ikramiye hakkı vermeyecektir.
İHBAR NASIL YAPILIR?
Vergi kayıp ve kaçağına ilişkin bildirimler elektronik ortamda, VİMER 189 üzerinden veya ilgili idari makamlara yazılı olarak yapılabilir. Ancak ihbar ikramiyesi talep edilecekse Gelir İdaresinin uygulamasına göre başvurunun ilgili Vergi Dairesi Başkanlığına veya Defterdarlığa yazılı yapılması; ihbar edilen kişi ya da şirketin, olayın ve bilinen işlemlerin mümkün olduğunca açık biçimde belirtilmesi yerinde olacaktır.
Danıştay 3. Dairesinin 01.12.2020 tarihli, 2019/7399 E. ve 2020/4957 K. sayılı kararında ise ilk bildirimin Cumhuriyet Başsavcılığına yapılmış olması tek başına ikramiye hakkını ortadan kaldıran bir neden sayılmamıştır. Dolayısıyla başvurunun şeklinden çok, ihbarın inceleme ve tarhiyata etkisi önem taşır.
İHBAR KONULARINDA ARANACAK ŞARTLAR
İhbarın yalnızca genel bir şüphe veya soyut iddiadan ibaret olmaması gerekir. İhbar edilen mükellef, işlem, dönem ve vergi kaybına yol açtığı düşünülen olay mümkün olduğu ölçüde somutlaştırılmalıdır. Varsa belge ve diğer maddi verilerin de başvuruya eklenmesi, ihbarın değerlendirilmesini kolaylaştıracaktır.
İhbar ikramiyesi bakımından asıl önemli ölçüt ise ihbar ile sonradan ortaya çıkarılan vergi kaybı arasında illiyet bağı bulunmasıdır. Danıştay 3. Dairesinin02.03.2021 tarihli, 2018/4056 E., 2021/1127 K. sayılı kararında bu husus açıkça benimsenmiştir. İhbar edilen konulardan yalnızca bir kısmının inceleme sonucunda matrah farkına ve tarhiyata yol açması halinde, ikramiye hakkı da yalnızca bu kısımla sınırlı olarak doğmaktadır.
İHBAR İKRAMİYESİ ALAMAYACAK KİŞİLER
1905 sayılı Kanun’un 6. maddesinin son fıkrası ile Vergi Usul Kanunu’nun 5. maddesi birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki kişilere, görevleri kapsamında öğrendikleri vergisel hususlara ilişkin ihbarlar nedeniyle ikramiye ödenmez:
• Vergi incelemeleri ve muameleleri ile uğraşan memurlar,
•Vergi kanunlarına göre oluşturulan komisyonlara katılanlar,
•Danıştay, bölge idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde görevli olanlar,
•Vergi işlerinde görev yapan bilirkişiler,
tarafından yapılan vergi ihbarı sonucu doğacak matrah farkı için ihbar ikramiyesi ödenmeyecektir.
Danıştay'ın daha eski tarihli kararlarında da benzer bir yaklaşım görmek mümkündür. Danıştay 3. Dairesinin 18.10.1995 tarihli, 1995/139 E. ve 1995/3105 K. sayılı kararında, ihbar üzerine vergi incelemesi yapılması ve bunun sonucunda vergi ile ceza tarh edilmesi ikramiye hakkının değerlendirilmesinde esas alınmıştır. Olayda ihbarcının, hakkında ihbarda bulunduğu şirketin ortağı olması nedeniyle ikramiye alamayacağı ileri sürülmüşse de Danıştay, 1905 sayılı Kanun'da şirket ortaklarının ikramiyeden yararlanamayacağı yönünde bir yasak bulunmadığını belirtmiştir.
Dolayısıyla ihbar edilen kişi veya şirketle daha önceden bir hukuki ya da ticari ilişkinin bulunması, tek başına ikramiye ödenmesine engel değildir. Asıl değerlendirilmesi gereken husus, ihbarcının kanunen ikramiye alamayacak kişiler arasında bulunup bulunmadığı ve ihbarın vergi kaybının tespitinde etkili olup olmadığıdır.
İHBAR İKRAMİYESİ NASIL HESAPLANIR?
1905 sayılı Kanun, ikramiye miktarını kademeli şekilde belirlemiştir:
Menkullerde
Gayrimenkullerde
5.000 liraya kadar
%30
%20
5.000-25.000 dahil kısım için
%25
%15
25.000-50.000 dahil kısım için
%15
%12
50.000-100.000 dahil kısım için
%10
%10
100.000 liradan yukarı olan kısım için
%7,5
%7,5
İkramiyenin ödeme zamanı da Kanunda ayrıca düzenlenmiştir. Hesaplanan tutarın üçte biri vergi ve cezanın kesin biçimde tahakkuk etmesinden sonra, kalan üçte ikisi ise tahsil gerçekleştiğinde ödenmektedir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki ihbar ikramiyesinin reddedilmesi veya eksik hesaplanması halinde idarenin bu işlemi yargı denetimine tabidir.
İHBARCI TARAFINDAN DAVA AÇILMASI
İhbar ikramiyesi talebinin reddedilmesi, ikramiyenin eksik hesaplanması veya şartları oluşmasına rağmen ödemenin yapılmaması hâlinde idarenin işlemi yargısal denetime tabidir. İhbarcı, kendisine bildirilen ret veya eksik ödeme işlemine karşı yetkili vergi mahkemesinde dava açabilir.
Dolayısıyla ihbar ikramiyesi, şartları gerçekleştiğinde idareden talep edilebilen ve haksız şekilde reddedilmesi veya eksik ödenmesi halinde idari yargı önünde korunabilen bir hak niteliğindedir.
Önemle belirtmek gerekir ki bu yazıdaki bilgilerin tamamı genel bir bilgilendirme içermekte olup hukuki danışmanlık ve reklam gibi algılanmamalıdır.Yaşanılan her bir olay ve uyuşmazlığın bağımsız biçimde ayrı bir hukuki değerlendirmeye tabi tutulması gerekir. Ayrıca her bir hukuki konu ve meselenin çözümü uzman bilgisi gerektirmektedir. Bu sebeple de karşı karşıya kaldığınız hukuki uyuşmazlıklar ve olaylar için yetkin bir avukattan hukuki danışmanlık almanızı, Yargıya taşınan uyuşmazlıklar açısından da dosyalarınızı yetkin bir avukat aracılığı ile takip etmenizi öneririz. Yukarıdaki makale ile ilgili olarak veya her türlü hukuki destek ve danışmanlık için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Vergi kayıp ve kaçağının ortaya çıkarılması yalnızca vergi idaresinin yaptığı inceleme ve denetimlerle sınırlı değildir. Bazı durumlarda üçüncü kişiler tarafından yapılan ihbarlar ...
Yapay zekanın hukuk alanında kullanımı giderek yaygınlaşırken, bu teknolojinin doğrudan yargılama süreçlerinde hangi amaçlarla ve hangi sınırlar içerisinde kullanılabileceği de tar...
İnternet ve mobil bankacılığın günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesiyle birlikte, hesap sahiplerinin bilgisi ve rızası dışında gerçekleştirilen para transferleri de...
Araçların arıza veya hasar nedeniyle uzun süre serviste kalması, araç sahipleri açısından ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır. Özellikle ticari araçlarda tamir süresince aracın kul...
Miras bırakan, kural olarak malvarlığı üzerinde sağlığında veya ölümünden sonra hüküm doğuracak şekilde tasarrufta bulunabilir. Ancak bu tasarruf özgürlüğü sınırsız değildir. Türk...
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), 10 Ağustos 2026 tarihinde yayımladığı duyuru ile ilaç geri ödeme sistemini doğrudan ilgilendiren önemli bir yargı kararını kamuoyuna açıkladı. Danışta...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, trafik kazasında zarar gören kask kamerası ve ekipmanlar yönünden, zarar miktarı tam belirlenemese de tazminat talebinin reddedilemeyeceğini değerlen...
Yargıtay’a göre, ihtiyari arabuluculuk görüşmesinin işveren şantiyesinde telekonferansla yapılması, tek başına irade sakatlığı sayılmaz ve tutanağın iptalini gerektirmez.