Velayet Hakkında Çocuğun Tercihinin Dikkate Alınması Zorunluluğu

Velayet Hakkında Çocuğun Tercihinin Dikkate Alınması Zorunluluğu
17 Haziran 2025

Velayet Hakkında Çocuğun Tercihinin Dikkate Alınması Zorunluluğu

Velayet davalarında çocuğun üstün yararının gözetilmesi temel ilke olmakla birlikte, idrak etme yetisine sahip ortak çocuğun görüşünün de dikkate alınması yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 20.01.2021 tarihli, E. 2020/5946, K. 2021/437 sayılı kararında da bu husus açıkça vurgulanmıştır.

İlgili kararda; ortak çocuk velayetinin anneye verilmesine karar verilmiş olmasına rağmen, çocuğun idrak yaşına eriştiği ve tercihi sorulmadan karar verildiği tespit edilerek, bu durum usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Mahkeme, çocuğun gelişim durumu itibariyle velayet konusundaki görüşünün alınması gerektiğine işaret etmiş ve çocuğun tercihi doğrultusunda karar verilmesinin önemine dikkat çekmiştir.

Bu bağlamda; Türk Medeni Kanunu’na göre, mahkeme, çocuğun yüksek yararını gözetmekle birlikte, idrak çağındaki çocuğun ebeveyn tercihinin dikkate alınmasını da göz ardı edemez. Uygulamada da uzman pedagog ya da sosyal hizmet uzmanı eşliğinde çocuğun görüşünün alınması, kararın isabetli olmasına katkı sağlamaktadır. Aksi durum, kararın bozulmasına neden olabilir.

YARGITAY KARARI

2. Hukuk Dairesi         2020/5946 E.  ,  2021/437 K.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma


Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:


1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yersizdir.


2-Velayet düzenlemesinde; çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir. Çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır. Çocuğun bu konulardaki üstün yararını belirlerken; çocuk yetişkin biri olmuş olsaydı, kendisini ilgilendiren bir olayda, kendi yararı için ne gibi bir karar verebilecekti ise, çocuk için karar veren makamındaki kişinin de aynı yönde karar vermesi gerekir; yani çocuğun farazi düşüncesi esas alınacaktır.
Velayet kamu düzenine ilişkin olup, re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle, yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerekir.


Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi'nin 3 ve 6. maddeleri, iç hukuk tarafından yeterli idrake sahip olduğu kabul edilen çocuklara, kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini ifade etmeye olanak tanınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür. Velayet hususu, çocukları ilgilendiren konuların en başında gelir.
Dosya incelendiğinde, idrak çağında oldukları anlaşılan ortak çocuklar Nedim ve Hüma’nın mahkemece bilgilendirilerek, velayet hakkındaki tercihlerinin kendisinden sorulması ve tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, velayet konusunda yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, bozma sebep ve şekline göre kişisel ilişki ve iştirak nafakasına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 20.01.2021 (Çar.)

İçeriklerimiz

Trafik Kazasında Zarar Gören Kask Kamerası İçin Sigortadan Tazminat İstenebilir mi? - trafik-kazasinda-zarar-goeren-kask-kamerasi

Trafik Kazasında Zarar Gören Kask Kamerası İçin Sigortadan Tazminat İstenebilir mi?

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, trafik kazasında zarar gören kask kamerası ve ekipmanlar yönünden, zarar miktarı tam belirlenemese de tazminat talebinin reddedilemeyeceğini değerlen...

İhtiyari Arabuluculukta Telekonferans ve İrade Sakatlığı - ihtiyari-arabuluculukta-telekonferans

İhtiyari Arabuluculukta Telekonferans ve İrade Sakatlığı

Yargıtay’a göre, ihtiyari arabuluculuk görüşmesinin işveren şantiyesinde telekonferansla yapılması, tek başına irade sakatlığı sayılmaz ve tutanağın iptalini gerektirmez.

Anayasa Mahkemesi’nden 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 27/6. Maddesine İlişkin İptal Kararı - 5684-sayili-sigortacilik-kanunu-nun-27-6-maddesine-iptal-karari

Anayasa Mahkemesi’nden 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 27/6. Maddesine İlişkin İptal Kararı

Anayasa Mahkemesi, 5684 sayılı Kanun’un 27/6. maddesindeki meslekten men düzenlemesini iptal etti. Karar, Resmî Gazete’de yayımlandı.

18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ KUTLU OLSUN! - 18-mart-canakkale-zaferi-kutlu-olsun-1

18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ KUTLU OLSUN!

Lexis Hukuk olarak, 18 Mart Çanakkale Zaferi’ni gururla kutluyoruz!

Yargıtay: Enflasyon Tek Başına Munzam Zararın İspatı Değildir - kamulastirmasiz-el-atma-bedelinin-gec-oedenmesinde-resmi-gazete

Yargıtay: Enflasyon Tek Başına Munzam Zararın İspatı Değildir

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, Resmî Gazete’de yayımlanan kararında kamulaştırmasız el atma bedelinin geç ödenmesine dayalı munzam zarar taleplerinde yalnızca enflasyonun yeterli olmad...

Bakiye Kredi Süresini Kısaltan Yapılandırmada Faiz Artışı Haksız Şart Değil - bakiye-kredi-sueresini-kisaltan-yapilandirmada-faiz-artisi-haksiz-sart-degil

Bakiye Kredi Süresini Kısaltan Yapılandırmada Faiz Artışı Haksız Şart Değil

Tüketici talebiyle bakiye kredi süresi kısaltıldığında faiz artışı haksız şart sayılmaz.

Yargılama Giderlerine Eklenmeyen Kalem: Maluliyet Muayene Ücreti - yargilama-giderleri-maluliyet-muayene-uecreti

Yargılama Giderlerine Eklenmeyen Kalem: Maluliyet Muayene Ücreti

Ankara BAM 35. HD’ye göre sevk üzerine ödenen maluliyet muayene ücreti HMK 323 kapsamında yargılama gideridir.

Uzun Süreli Kiralamada Trafik Sigortacısının “İşleten Kiracı”ya Rücu Edememesi - uzun-suereli-kiralamada-trafik-sigortacisinin-bam-karar

Uzun Süreli Kiralamada Trafik Sigortacısının “İşleten Kiracı”ya Rücu Edememesi

Uzun süreli kiralamada kiracı işleten olsa da, BAM 35. HD rücuda muhatabın sigorta ettiren olduğunu kabul eder.

Şehir Efsaneleri | “Herkes Böyle Diyor” Hukuku - sehir-efsaneleri-herkes-boeyle-diyor-hukuku

Şehir Efsaneleri | “Herkes Böyle Diyor” Hukuku

Şehir Efsaneleri serisinde, hukuk hakkında kulaktan kulağa yayılan “doğru bilinen yanlışları” ele alıyor; sıkça duyduğumuz iddiaların hukuki karşılığını inceliyoruz.

Adres
BALGAT MAH. DOKTOR SADIK AHMET CADDESİ KREŞ APT. NO:49/1 ÇANKAYA ANKARA

İletişim Formu

YASAL UYARI

Bu sitede bulunan her türlü bilgi, yazı ve yapılan açıklamalar 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği’nin meslek kuralları bağlamında bilgilendirme amaçlı olup reklam amacı taşımaz. Bu nedenle, haksız rekabet yaratıldığı şeklinde yorumlanmamalıdır. Ziyaretçiler ve Müvekkillerin, Sitede yayımda olan bilgiler nedeniyle zarara uğradıkları iddiası bakımından Hukuk Büromuz herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir.