Velayet konusu, boşanmanın gerçekleşmesi ve hükmün kesinleşmesi sonrasında müşterek çocuğun eğitim, bakım, gözetim, barınma vb. ihtiyaçlarından kimin sorumlu olacağı gibi hususları kapsar. Türk hukuku açısından kural olarak ortak velayet söz konusu değildir ancak bu müessesenin mümkün olup olamayacağı tartışmalıdır. Uygulamada anlaşmalı boşanma protokolüne eklenen ortak velayete ilişkin hükmün kimi aile mahkemesi hakimlerince uygun bulunduğu kimi aile mahkemesi hakimlerince de kabul edilmeyerek değiştirildiği görülmektedir. Keza hakim müşterek çocuğun velayeti ile ilgili tarafların anlaştıkları tüm hususları çocuğun yüksek menfaatini gözeterek değiştirmeye de yetkilidir.
ABD, Hollanda, Almanya gibi birçok ülkenin hukukunda ortak velayet ya kural olarak ya da çocuğun üstün menfaati çerçevesinde uzun yıllardır yerleşmiş bir uygulama olarak uygulanmaktadır. Ancak Türk hukuku bakımından aynı durum söz konusu değildir.
Türk hukuku bakımından ortak velayet ilk kez İzmir 4. Aile Mahkemesinin 27.05.2009 tarihli kararı ile söz konusu olmuştur. Bu müessese daha sonra Yargıtay içtihatlarında da yer edinerek yerleşik bir uygulama halini almıştır.
Yargıtay ise 2017’ye kadar konuya ilişkin verdiği kararlarda velayet hakkının anne ve baba tarafından beraberce kullanılmasının kamu düzenine aykırı olduğu gerekçesiyle Türk hukukunda kabulünün mümkün olmadığını savunmuştur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2017’de ise “11 Nolu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 Nolu Protokol”ünü dikkate alarak, vermiş olduğu karar ile boşanma halinde ortak velayetin mümkün olduğunu kabul etmiştir. Söz konusu Protokol, “Eşler, evlilik bakımından, evlilik süresince ve evliliğin bitmesi halinde, kendi aralarındaki ve çocuklarıyla olan ilişkilerinde, özel hukuk niteliği taşıyan hak ve sorumluluklar açısından eşittir. Bu madde, devletlerin çocuklar yararına gereken tedbirleri almalarına engel değildir.” şeklinde madde metnini içermektedir. Anayasaya göre usulüne uygun şekilde yürürlüğe giren uluslararası anlaşmalar kanun hükmünde olduğundan ortak velayetin Türk hukuku bakımından da geçerli olduğunun kabulü gerekmiştir.